Bloglar > Diyabet ve Beslenme
Diabetes Mellitus (DM), pankreasın yeterli insulin üretememesi veya vücudun ürettiği insülini etkili
bir şekilde kullanamaması sonucu oluşan ömür boyu devam eden kronik ve insülin üreten hücrelerin
azalması ile devam eden bir hastalıktır. Normal metabolizma da besinler, vücudun başlıca yakıtı
olan glukoza (şeker) dönüşmek üzere bağırsaklarımızda parçalanırlar. Daha sonra bu glukoz
bağırsaklardan kana geçer ve kandaki şeker düzeyi yükselmeye başlar. Sağlıklı bireylerde kana
geçen glukoz pankreastan salgılanan insülin hormonu yardımıyla hücrelerin içine taşınır. İnsülin
hormonu vücudumuzda olmazsa ya da etkisi bozulmuş ise şeker hücrenin içine taşınamaz. Glikoz
kanda artar, kan şekeri yükselir ve hiperglisemi gelişir. Bu kan şekeri yüksekliği sürekli olarak devam
edecek olursa organlarımızda (sinir, göz, kalp, böbrek vs) zaman içerisinde ciddi bozukluklara neden
olur. Diyabetin neden olduğu bu hasarlar komplikasyon olarak tanımlanır.
Diyabetin Akut Komplikasyonları
Düşük kan şekeri (hipoglisemi): Kan şekeri fazla düştüğünde (çok fazla insülin, çok fazla egzersiz ya
da yetersiz enerji alımı sonucu) kşi normal fonksiyonlarını yapamaz. Şekerli meyve suyu, kesme veya
toz şeker almakla hızla düzelir.
Ketoasidoz: Diyabetik koma da denen ketoasidoz insülin yokluğuna bağlı ağır bir durumdur. Esas
olarak sıklıkla tip 1 diyabetli kişilerde sık görülür.
Laktik asidoz: Laktik asidoz, vücutta laktik asit birikmesidir. Hücreler enerji olarak glukoz dışı yakıt
kullandıklarında laktik asit yaparlar. Eğer çok fazla laktik asit vücutta kalırsa, denge bozulur ve kişi
kendini rahatsız hissetmeye başlar. Daha az sıklıkta görülen bu durum, esas olarak tip 2 diyabetli
kişileri etkiler.
Bakteriyel/fungal (mantar ) enfeksiyonlar: Diyabetli kişiler cilt ve tırnaklarda sık olmak üzere tüm
organlarda bakteriyel ve fungal kaynaklı, enfeksiyonlara daha açık hastalardır.
Diyabetin Kronik Komplikasyonları
Uzun bir süre kan şekerinin yüksek olması, damarları ve sinirleri tahrip eder. Tahribat hangi organda ise ona ait sorunlar
görülür.
Retinopati (Gözlerin hasar görmesi): Yetişkinlerdeki körlük ve görme bozukluğunun önde gelen
sebebidir. 15 yıl boyunca diyabetik olan, şekeri kontrolsüz kişilerin % 2’si kör olurken, % 10’unda ağır
görme bozukluğu gelişir.
Nefropati (Böbreklerin hasar görmesi): Diyabetli kişiler için büyük bir tehdittir. Kontrolsüz tip 1
diyabetli kişilerin % 40’ında 50 yaşına geldiklerinde diyaliz ve/veya böbrek nakli gerektirebilecek, ağır
böbrek hastalığı gelişebilir.
Nöropati (Sinirlerin hasar görmesi): Diyabetli kişilerin en az yarısını etkiler. Diyabetik sinir hastalığı,
bacaklarda ve ayaklarda duyu kaybına yol açabilir ve bu da ayak yarası ve bacak kesilmesi ile
(amputasyon) sonuçlanabilir. Bacak amputasyonlarında kaza dışı nedenlerin başında maalesef
diyabet gelmektedir. Diyabetik sinir hastalığı ayrıca iktidarsızlığa da yol açabilir.
Kardiyovasküler hastalık : Birçok ülkede, kardiovasküler hastalık ya da dolaşım sistemi hastalığı
diyabetli kişiler arasında en başta gelen ölüm sebebidir. Diyabetli kişilerde kalp hastalığı ya da inme riski 2-5 kat daha fazladır. Bacaklardaki damarlar da etkilenir ve bu nöropatiyle beraber amputasyona
yol açabilir.
Diyabetik ayak: Diyabetlilerde komplikasyon olarak karşımıza çıkan sinir tahribatı ve damar
tıkanıklığının birlikte etki etmesiyle ayaklarda yaralar çıkması, ülserleşmelerin görülmesi ve tedavi
edilmemesi halinde sonuç olarak zorunlu ampütasyonlara kadar ilerleyebilen ciddi bir durumdur.
Diyabet Ve Beslenme
Vücudunuz için gerekli olan besinlerin zaman ve miktar olarak belirli bir denge içinde alınması
hiperglisemi ve hipoglisemiyi önleyerek, kan şekeri kontrolünü sağlayacak kan şekerinin kontrol altına
alınması da kısa ve uzun dönemde gelişebilecek komplikasyonları önleyecek veya geçiktirecektir.
Diyabette beslenme kısıtlayıcı olmayıp besleyici gıdalardan zengin, düşük yağ ve karbonhidrat
içeriğine sahip, meyve-sebze ve tam tahıl ağırlıklı bir sağlıklı beslenme planıdır.
Karbonhidrat
Şeker hastalarının karbonhidrat almaması gerektiği bilgisi yanlıştır. Önemli olan alınan
karbonhidratın doğru zamanda, doğru kaynaklardan, doğru miktarlarda alınmasıdır. Yarıdan fazlası
‘kompleks karbonhidratlar’ (bulgur, kepekli ya da tam buğday ekmeği vb.) dediğimiz glisemik indeksi
düşük kaynaklardan sağlanmalıdır.
Tercih edilebilecek glisemik indeksi düşük besinler:
Tercih edilmemesi gereken glisemik indeksi yüksek besinler:
Posa: yiyeceklerin sindirilemeyen kısmıdır. Diyet posasının vücuttaki etkileri;
Diyetteki posa miktarını arttırmak için; beyaz ekmek yerine kepekli ekmek tercih edilmeli, pirinç
yerine bulgur tercih edilmeli, meyve suyu yerine meyve yenilmeli, kabuklu yenebilen meyveler iyice
yıkandıktan sonra kabukları soyulmadan yenmeli, günde en az 5 porsiyon sebze/meyve yenmeli,
öğünlerde salata yenmeli, kurubakalgiller sıklıkla tüketilmelidir (haftada 2-3 kez).
Protein
Vücudun büyümesi, gelişmesi ve yıpranan dokuların onarılmasında önemli görevleri vardır. Diyabet
vücudun protein gereksinimini etkilemez. Önerilen günlük protein miktarı, yetişkin sağlıklı bireylerde
olduğu gibi 0,8-1,0 g/gün veya günlük enerji gereksinmesinin %10-20’si proteinden gelecek şekilde
olması önerilmektedir. Ancak diyabete bağlı böbrek problemleri gelişmiş ise diyetle protein alımının
sınırlandırılması gerekir. Diyabetik nefropatili hastalarda protein alımının azaltılması (0,6-0,8 g/kg)
kronik böbrek yetmezliği gelişimini yavaşlatması açısından yararlı olmaktadır. Mikroalbüminüri varsa,
bu miktar %10-12’ye kadar azaltılması gerektiği vurgulanmaktadır. Kilo kaybı sağlamak için yüksek
proteinli diyetler önerilmez.
Yağ
Yüksek enerji veren besin ögeleridir. Besinlerle alınan yağ ve kolesterol miktarının fazlalığı şişmanlığa
ve kalp-damar hastalıklarına yol açabilir. Sağlığın korunmasında diyetle alınan yağ türlerinin belirli bir
dengede olması önerilmektedir.
Vitaminler ve Mineraller
Yeterli ve dengeli beslenen diyabetikler günlük vitamin ve mineral gereksinmelerini diyetle
karşılayabilirler.
Diyabetliler İçin Beslenme Önerileri
Genel olarak diyabet ve beslenmede öğünler protein kaynakları ile desteklenerek günlük kan şekeri
optimal düzeyde tutmak amaçlanır. Böylelikle kan şekerinde ani düşüş veya yükseliş engellenerek
kişide görülebilecek ellerde titreme,baş dönmesi,anlık göz kararması gibi sağlık problemlerinin de
önüne geçmek mümkündür.