Uzman Diyetisyen Pınar Ermiş | Bağdat Caddesi Diyetisyen | Caddebostan Diyetisyen | Online Diyet | Yüz Yüze Diyet

Diyabet ve Beslenme

Bloglar > Diyabet ve Beslenme

Diabetes Mellitus (DM), pankreasın yeterli insulin üretememesi veya vücudun ürettiği insülini etkili
bir şekilde kullanamaması sonucu oluşan ömür boyu devam eden kronik ve insülin üreten hücrelerin
azalması ile devam eden bir hastalıktır. Normal metabolizma da besinler, vücudun başlıca yakıtı
olan glukoza (şeker) dönüşmek üzere bağırsaklarımızda parçalanırlar. Daha sonra bu glukoz
bağırsaklardan kana geçer ve kandaki şeker düzeyi yükselmeye başlar. Sağlıklı bireylerde kana
geçen glukoz pankreastan salgılanan insülin hormonu yardımıyla hücrelerin içine taşınır. İnsülin
hormonu vücudumuzda olmazsa ya da etkisi bozulmuş ise şeker hücrenin içine taşınamaz. Glikoz
kanda artar, kan şekeri yükselir ve hiperglisemi gelişir. Bu kan şekeri yüksekliği sürekli olarak devam
edecek olursa organlarımızda (sinir, göz, kalp, böbrek vs) zaman içerisinde ciddi bozukluklara neden
olur. Diyabetin neden olduğu bu hasarlar komplikasyon olarak tanımlanır.

Diyabetin Akut Komplikasyonları

Düşük kan şekeri (hipoglisemi): Kan şekeri fazla düştüğünde (çok fazla insülin, çok fazla egzersiz ya
da yetersiz enerji alımı sonucu) kşi normal fonksiyonlarını yapamaz. Şekerli meyve suyu, kesme veya
toz şeker almakla hızla düzelir.

Ketoasidoz: Diyabetik koma da denen ketoasidoz insülin yokluğuna bağlı ağır bir durumdur. Esas
olarak sıklıkla tip 1 diyabetli kişilerde sık görülür.

Laktik asidoz: Laktik asidoz, vücutta laktik asit birikmesidir. Hücreler enerji olarak glukoz dışı yakıt
kullandıklarında laktik asit yaparlar. Eğer çok fazla laktik asit vücutta kalırsa, denge bozulur ve kişi
kendini rahatsız hissetmeye başlar. Daha az sıklıkta görülen bu durum, esas olarak tip 2 diyabetli
kişileri etkiler.

Bakteriyel/fungal (mantar ) enfeksiyonlar: Diyabetli kişiler cilt ve tırnaklarda sık olmak üzere tüm
organlarda bakteriyel ve fungal kaynaklı, enfeksiyonlara daha açık hastalardır.

Diyabetin Kronik Komplikasyonları

Uzun bir süre kan şekerinin yüksek olması, damarları ve sinirleri tahrip eder. Tahribat hangi organda ise ona ait sorunlar
görülür.

Retinopati (Gözlerin hasar görmesi): Yetişkinlerdeki körlük ve görme bozukluğunun önde gelen
sebebidir. 15 yıl boyunca diyabetik olan, şekeri kontrolsüz kişilerin % 2’si kör olurken, % 10’unda ağır
görme bozukluğu gelişir.

Nefropati (Böbreklerin hasar görmesi): Diyabetli kişiler için büyük bir tehdittir. Kontrolsüz tip 1
diyabetli kişilerin % 40’ında 50 yaşına geldiklerinde diyaliz ve/veya böbrek nakli gerektirebilecek, ağır
böbrek hastalığı gelişebilir.

Nöropati (Sinirlerin hasar görmesi): Diyabetli kişilerin en az yarısını etkiler. Diyabetik sinir hastalığı,
bacaklarda ve ayaklarda duyu kaybına yol açabilir ve bu da ayak yarası ve bacak kesilmesi ile
(amputasyon) sonuçlanabilir. Bacak amputasyonlarında kaza dışı nedenlerin başında maalesef
diyabet gelmektedir. Diyabetik sinir hastalığı ayrıca iktidarsızlığa da yol açabilir.

Kardiyovasküler hastalık : Birçok ülkede, kardiovasküler hastalık ya da dolaşım sistemi hastalığı
diyabetli kişiler arasında en başta gelen ölüm sebebidir. Diyabetli kişilerde kalp hastalığı ya da inme riski 2-5 kat daha fazladır. Bacaklardaki damarlar da etkilenir ve bu nöropatiyle beraber amputasyona
yol açabilir.

Diyabetik ayak: Diyabetlilerde komplikasyon olarak karşımıza çıkan sinir tahribatı ve damar
tıkanıklığının birlikte etki etmesiyle ayaklarda yaralar çıkması, ülserleşmelerin görülmesi ve tedavi
edilmemesi halinde sonuç olarak zorunlu ampütasyonlara kadar ilerleyebilen ciddi bir durumdur.

Diyabet Ve Beslenme

Vücudunuz için gerekli olan besinlerin zaman ve miktar olarak belirli bir denge içinde alınması
hiperglisemi ve hipoglisemiyi önleyerek, kan şekeri kontrolünü sağlayacak kan şekerinin kontrol altına
alınması da kısa ve uzun dönemde gelişebilecek komplikasyonları önleyecek veya geçiktirecektir.

Diyabette beslenme kısıtlayıcı olmayıp besleyici gıdalardan zengin, düşük yağ ve karbonhidrat
içeriğine sahip, meyve-sebze ve tam tahıl ağırlıklı bir sağlıklı beslenme planıdır.

Karbonhidrat

Şeker hastalarının karbonhidrat almaması gerektiği bilgisi yanlıştır. Önemli olan alınan
karbonhidratın doğru zamanda, doğru kaynaklardan, doğru miktarlarda alınmasıdır. Yarıdan fazlası
‘kompleks karbonhidratlar’ (bulgur, kepekli ya da tam buğday ekmeği vb.) dediğimiz glisemik indeksi
düşük kaynaklardan sağlanmalıdır.

Tercih edilebilecek glisemik indeksi düşük besinler:

  • Kepekli Un
  • Kepekli Pirinç
  • Meyve (kabuklu)
  • Kurubaklagiller
  • Kepekli makarna

Tercih edilmemesi gereken glisemik indeksi yüksek besinler:

  • Beyaz Un
  • Beyaz Pirinç
  • Reçel, bal, marmelatlar
  • İçine şeker giren her türlü hamur işi
  • Beyaz un ile yapılmış hamurlu gıdalar

Posa: yiyeceklerin sindirilemeyen kısmıdır. Diyet posasının vücuttaki etkileri;

  • Kan şekerini yavaş yükseltir,
  • İnsülin ihtiyacını azaltır,
  • Tokluk hissinin oluşmasını sağlayarak ağırlık kontrolüne yardımcı olur.
  • Bağırsak çalışmasını düzenler, kabızlığı önler.
  • Kanda yağların yükselmesini önler.

Diyetteki posa miktarını arttırmak için; beyaz ekmek yerine kepekli ekmek tercih edilmeli, pirinç
yerine bulgur tercih edilmeli, meyve suyu yerine meyve yenilmeli, kabuklu yenebilen meyveler iyice
yıkandıktan sonra kabukları soyulmadan yenmeli, günde en az 5 porsiyon sebze/meyve yenmeli,
öğünlerde salata yenmeli, kurubakalgiller sıklıkla tüketilmelidir (haftada 2-3 kez).

Protein

Vücudun büyümesi, gelişmesi ve yıpranan dokuların onarılmasında önemli görevleri vardır. Diyabet
vücudun protein gereksinimini etkilemez. Önerilen günlük protein miktarı, yetişkin sağlıklı bireylerde
olduğu gibi 0,8-1,0 g/gün veya günlük enerji gereksinmesinin %10-20’si proteinden gelecek şekilde
olması önerilmektedir. Ancak diyabete bağlı böbrek problemleri gelişmiş ise diyetle protein alımının
sınırlandırılması gerekir. Diyabetik nefropatili hastalarda protein alımının azaltılması (0,6-0,8 g/kg)
kronik böbrek yetmezliği gelişimini yavaşlatması açısından yararlı olmaktadır. Mikroalbüminüri varsa,
bu miktar %10-12’ye kadar azaltılması gerektiği vurgulanmaktadır. Kilo kaybı sağlamak için yüksek
proteinli diyetler önerilmez.

Yağ

Yüksek enerji veren besin ögeleridir. Besinlerle alınan yağ ve kolesterol miktarının fazlalığı şişmanlığa
ve kalp-damar hastalıklarına yol açabilir. Sağlığın korunmasında diyetle alınan yağ türlerinin belirli bir
dengede olması önerilmektedir.

Vitaminler ve Mineraller

Yeterli ve dengeli beslenen diyabetikler günlük vitamin ve mineral gereksinmelerini diyetle
karşılayabilirler.

Diyabetliler İçin Beslenme Önerileri

  • Rafine şekerleri hayatınızdan çıkarın: Rafine şekerler kan şekerini çok hızlı yükseltmektedir.
    Bu istenmeyen durumun engellenmesi için sofrada kullandığınız şekeri, bal, reçel, pasta, kek,
    çikolata, meşrubatları hayatınızdan kesinlikle çıkarmalısınız.
  • Hayvansal yağ tüketiminizi azaltın: Hayvansal yağlar kandaki kolesterol seviyenizi
    arttırmakta ve kan damarlarınızı tıkayabilmektedir. Kalp hastalığı riskini azaltmak için sıvı yağ
    tercih etmelisiniz. Bu yağlar arasından ise; zeytinyağı veya fındık yağının mısırözü, ayçiçeği
    veya soya yağı ile karıştırılması sağlığınız açısından çok daha olumludur.
  • Kompleks karbonhidratları tercih edin: Ekmek, pirinç, makarna, kuru fasulye, nohut,
    mercimek ve mısır gibi besinler kompleks karbonhidrat içerir. Bu besinleri tercih etmeniz, kan
    şekeri denetiminizi daha kolay yapmanızı sağlar.
  • Besinlerinizi az tuzlu olarak tüketin: Diyabetli bireylerde tuz tüketiminin özellikle azaltılması
    gerekmektedir; çünkü diyabetli olan bireylerin tansiyon hastası olma riskleri çok daha
    yüksektir. Yemeklerinizde az tuz kullanarak, sofraya tuzluk koymayarak, konserve, turşu,
    salamura besinlerin tüketimini mümkün olduğunca azaltarak tuz tüketiminizi sınırlamayı
    başarabilirsiniz.
  • Her gün aynı besinleri tercih etmeyin: Diyabet hastalığı olmayan bireylerde bile her gün aynı
    besinin tüketilmesi monotonluk yaratır. Eğer kan şekerinizi kontrol altına almak için her gün
    aynı besinleri tüketiyorsanız; bu sizi sıkmaktan ve diyetinizi sıkıcı hale getirmekten başka bir
    işe yaramaz.
  • Posa alımını arttırın
  • Ara öğün yapın: Ara öğünlerin önerilmesinin nedeni uzun açlıklardan sizi korumaktır. Böylece
    hem hipoglisemi riski uzaklaştırılır hem de açlık duygusunu bastırarak bir sonraki öğünde
    yiyeceğiniz besinlerin miktar ve çeşit olarak artmasını önlenir.

Genel olarak diyabet ve beslenmede öğünler protein kaynakları ile desteklenerek günlük kan şekeri
optimal düzeyde tutmak amaçlanır. Böylelikle kan şekerinde ani düşüş veya yükseliş engellenerek
kişide görülebilecek ellerde titreme,baş dönmesi,anlık göz kararması gibi sağlık problemlerinin de
önüne geçmek mümkündür.